Sabah her zamankinden erken uyandı
Özge, ilk defa kendi evinde kalabalık sayılabilecek bir misafir grubu
ağırlayacaktı. Daha önce misafirleri olmuştu ama genelde tek kişi ve akraba idi
onlar, yani pek misafir sayılmazlardı. Eşi Ahmet hala uykudaydı, Özge
uyandırmaya kıyamadı, sadece kendi yapacağı işlerin bir kısmını yapıp daha
sonra Ahmet’in yardımı gerektiğinde uyandırmaya karar verdi. Usulca mutfağa
doğru geçti, kafasında bir hareket planı vardı ve önündeki 4-5 saatlik zaman
diliminin neredeyse her dakikası bu hareket planında bir işe endeksliydi.
Misafirlerle ilgili pek bir fikri yoktu zira Ahmet’in çok eski arkadaşlarını
ağırlayacaklardı, lakin hiçbiriyle tanışmamıştı daha önce.
Heyecanının büyük kısmını bu
gerçek oluşturuyordu, evlendi, hiç bilmediği bir şehre taşındı, ve belki o
şehirdeki dostları olan yegane insanları ağırlayacaktı. Eşi dostlarından hep
iyi bahsetmişti ve onlarla tanışmak için sabırsızlanıyordu. Çok özenle başladı
mutfak işlerine, yapılacak yemekler muhteşem olmalıydı. Önce çay koydu, Ahmet’e
seslendi, kahvaltılıkları hazırladı zira doymadan güne başlanmazdı. Ahmet uyku mahmurluğu ile mutfağa geldi,
Özgeye gülümsedi ve içten bir günaydın döküldü dudaklarından. Hemen kahvaltıya oturdular, Özge’nin
çizelgesine uymaları gerekiyordu.
Saatler hızla aktı, koşuşturmaca
sonlanmaya yaklaştı, bu arada Ahmet’in telefonu adresi bir türlü bulamayan
arkadaşlarca sürekli aranmaktaydı. Özge’nin heyecanı tekrar artmıştı zira
koştururken heyecanı oldukça azalmıştı. Az sonra Ahmet apartmanın önüne inerek
arkadaşlarını beklemeye başladı. Özge salonda son düzenlemeleri yaparken kapı
çaldı.
Misafir;
Bir haftadır bugünü organize
edebilmek için uğraşıyordu. Herkes için uygun vakti ayarlayıp ev sahiplerine
bildirdikten sonra rahatlamıştı biraz da olsa. Ahmet çok eski dostuydu, ona
karşı mahcuptu, düğününe katılamamıştı. Üniversiteden kalma dostlarından hiç
biri katılamamıştı. Organizasyon tamamlandı, gün ve saat ayarlandı, hediyeler
alındı, misafir olacak arkadaşlarla buluşuldu. Yağmur olarak başlayan yağış
kara dönmüştü ve Ahmet ve Özge’nin evleri oldukça yüksek bir yerdeydi. Arabalar
park edildi, tek arabayla yola devam edildi lakin onu da cadde üzerinde
bırakmak zorunda kaldılar. Hava şartları araba ile devam etmeyi tehlikeli hale
getirmişti, eve yakın olduğunu düşündükleri bir noktaya arabayı bıraktıktan
sonra yürümeye başladırlar. Bu arada Ahmet ile irtibat halinde kaldılar. Eski günleri
hatırladılar, üniversite günlerinde kartopu savaşı yaptıkları bir akşamı
andılar, sonra Ahmet’i gördüler, sarıldılar ve eve çıktılar.
Özge ve Ahmet muhteşem bir
hazırlık yapmışlardı, evleri çok güzel döşenmişti ama en önemlisi huzur
kokuyordu, huzur nasıl kokar demeyin, gerçekten huzur kokan bir yere
gittiyseniz anlarsınız. Muhabbet özlenmişti belli oldu hemen, Özge hemen ayak
uydurdu eski dostlara. Kahkahalar çayla birlikte yuvarlanırken saatler
ilerlemişti. Gitme zamanı gelmişti. Tıka basa dolu mideler ve yüzlerde tebessüm
ile tekrarında fayda olduğu hemfikriyle evin ilk misafirleri evden ayrıldılar. Bu
ziyaretin tadı misafirlerin damağına kalmıştı. Eminim ev sahipleri de aynı şeyi
hissediyordu.
Muhteşem evsahipliğiniz için
teşekkürler…
Bir misafir ağırlamanın keyfini öyle bir güzel anlatmışsın ki özgecim 450 km yi gözümü kapatıp güzel ailenize misafir olasım geldi , ilk önce bunu belirtmek istedim.. Sıcak bir tatlı yuva kim istemez ki kalıplaşmış samimiyetsizliğin arasında.. Rabbim iki cihanda da bu şekilde saadet nasip etsin.. Biz bekarları çok özendirdiğini de belirtmek istiyorum neden benim de böyle bir yuvam olmasın ne den yani :D:D Hani biraz kıyamadığım biraz da yardım edenin den olsun :D:D
YanıtlaSilÖzge anlatmadı ben anlattım :) Özge ve Ahmet yaşattılar sağolsunlar...
YanıtlaSilÖzgenin dilinden yazmış gibi olmuş :) Kısa zamanda olayı çözmüş olmalısınız .. Ankaraya ulaştığım vakit aynı duyguları bende yaşarım inşallah :)
YanıtlaSilEminim yaşatırlar :)
YanıtlaSilÖzge 450 km ye değer diyorsan ilk fırsatları değerlendirmeye başlayayım ben o haldeyse ::)
YanıtlaSil